Kasım 29, 2021 02:01
Ülker Fırtınası / Ağaçlardan suyun çekilme zamanı

Yerel Bahçıvan:

"İnsanlar Her Zaman Odak Noktası Olmamalılar"

Hackney Citizen gazetesinin 147. sayısında Kate Poland tarafından kaleme alınan makalede, şehir planlaması yapılırken insanı odak noktasına oturtmak yerine, tüm doğayı nasıl entegre edebileceğimizi ve farklı bir bakış açısı geliştirebilir miyiz sorusunu tartışıyor.

Yakın zaman önce, bir günlüğüne mavi baştankara kuşu oldum. Londra Şehir Üniversitesi tarafından düzenlenen ve insan dışındaki türlerin şehri nasıl deneyimlediğini keşfeden “More than Human: Data Interactions in a Smart City” adlı işbirlikli bir araştırma projesi kapsamında grup yürüyüşüne katıldım.

Hepimiz bir hayvanın ya da böceğin personasını benimseyerek çevremizi farklı bir şekilde görmeye, duymaya, hissetmeye, hatta tatmaya çalıştık. Nerede ve nasıl dinleneceğimizi, üreyeceğimizi, yemek yiyeceğimizi, barınacağımızı, atıklardan kurtulacağımızı, öleceğimizi ve hayvanların yaptığı diğer şeyleri düşündük.

Buradaki amaç semtlerin nasıl tasarlanacağına dair yerel yönetimlerin, şehir planlamacılarının, mimarların, tasarımcıların ve çevrebilimcilerin topladıkları bilgilere dair farklı bir bakış açısı geliştirmekti. Belki de karar verirken insanları odak noktası yapmamalıyız?

Karamuk çiçeği ve aşağıda fotoğraflanan diğer kır çiçekleri kentsel alanlarda iyi çalışır. © Kate Poland

Sokakları farklı bir bakış açısıyla görebilmek doğanın var olabilmesi için ne kadar mücadele etmesi gerektiğini fark etmenizi sağlıyor. Tilki, ekin kargası, fare, sincap ve saksağan gibi insanların çevresinde yaşamaktan faydalanan hayvanlar, bizim atıklarımızı kullanabildikleri sürece hayatlarını sürdürüyorlar.

Koyungözü © Kate Poland

Pandeminin ilk aylarında kaldırımlara tavuk kemiklerini bırakmadığımız, parklarda çöp tenekelerini doldurmadığımız ve restoranda tabaklarımızdaki yemeği israf etmediğimiz için bu hayvanlar oldukça bocaladılar. Yine, normale döndüğümüz bu günlerde bize oldukça fayda sağlayan temizleme rolüne devam edebiliyorlar. Böcek gibi daha küçük canlılar ise besin ve barınak sağlamak için bizim atık üretme alışkanlıklarımızdan ziyade bitkilere ihtiyaç duyarlar.

Sokaklarımız ise arabalar ve insanlar göz önüne alınarak tasarlanmaktadır. Yeşil alan öncelik olmaktan çıkmıştır ki bu durum yaban hayatın gelişmesini zorlaştırmaktadır.

Eğer hayatta kalabilirlerse, böcekler müthiş bir iş olan atıkları ve besinleri dönüştürme görevini yaparak yiyeceklerimizin ve çiçeklerin polenlerini yayarlar, doğal zararlı kontrolü sağlarlar ve kendileri de diğer hayvanlar için besin kaynağı oluştururlar. Sistemin içinden bir bitkiyi ve ehli bir böceği çıkarın, tüm hayvan zinciri onunla birlikte yok olabilir. Buna çok sevdiğimiz tüylü ve dikenli olanlar da dahil.

“Şehir planlama doğa ile bütünleştirilmelidir.”

Kosta Rika, San Jose şehrinin banliyölerinden biri olan Curridabat’ın valisi yakın zamanda böceklere, ağaçlara ve endemik bitkilere insanlarla eşit vatandaşlık verdi. Kendisi ve ekibi doğanın şehir planlaması ile bütünleştirilmesine, daha doğrusu şehir planlamanın doğa ile bütünleştirilmesine inanıyor.

Planlamacıları doğayı, özellikle polen taşıyıcıları tasarımın odağına oturtuyor. Belediye, “Sevimli Şehir” olarak tanınmaya başladı.

Planlarını tarif ederken söyledikleri gibi (bit.ly/3uISnlJ): “Sevimli Şehrin vizyonu bitkilerin, ağaçların ve kaçınılmaz olarak toprağın en büyük üreticisi olan polen taşıyıcılarını şehir planlamasının odağı olarak tanımaktır. Polen taşıyıcılarının rolünü farklı bir açıya oturtarak ve onları yerli sakinler ve şehirliler olarak tanıyarak, Sevimli Şehir uzun süredir var olan, geleneksel kentsel kalkınmayı tanımlayan şehir ve doğa arasındaki uzlaşmazlığın üstesinden geliyor.”

Zufa Otu © Kate Poland

Kate Poland ödüllü bir yerel ve Birleşik Krallık’ın E5 bölgesindeki ilk posta kodlu bahçıvanıdır. Daha fazlası için, cordwainersgrow.org.uk ve friendsoftheearth.uk adreslerini ziyaret edebilirsiniz.

Dhanci
Dhanci
I spent the morning putting in a comma and the afternoon removing it.

Yayına Hazırlayan: Evimizdeki Botanik

Fotoğraflar: Kate Poland

Uyuz Otu / Unsplash: Rachel Shillcock

Londra’da kır çiçeği büyütmek

Bazen Londra’daki yaban hayatı desteklemek için kır çiçekleri ve çayır bitkileri yetiştirmek için teşvik ediliyoruz ancak çoğu zaman yanlış koşullarımız nedeniyle bu girişimlerimiz başarısız oluyor.

Aslında en kıymetli olan türler, şaşırtıcı da olsa, fakir toprakta yaşar ve eğer çayır bitkileri yetiştirmek istiyorsak topraktaki besinleri çıkarmamız gerekir. Böylece daha az gösterişli ancak son derece kıymetli kır çiçekleri yetiştirebiliriz. Kent alanlarında iyi çalışan ve çekici olan birkaç bitki buldum ve bu bitkilerin, bilimsel bir çalışmaya dayanmadan sadece gözlem yoluyla, birçok böceği çektiğini fark ettim.

Karamuk: Agrostemma githago-Neredeyse yabanda yok olmuş başka bir tarım çiçeği. Pembe borucuklarıyla kır çiçeğine göre oldukça gösterişlidir. Çiçeklendikten sonra tohumlarını saklamak oldukça kolaydır.

Uyuz otu: Scabiosa– Geçen yıl el arabasında büyüttüm ve aylarca çiçek açtılar.

Koyungözü: Bellis perennis– Yılın çoğu zamanı çiçeklenir, çatlaklar arasından çıkar ve baş ağrısına iyi geldiği söylenir.

Misk maydanozu: Myrrhis odorata– Tüylü yapraklı ve çiçek kümeli, anason çeşnili bir baharat. Oldukça büyüyebilir, budayabilirsiniz.

Zufa Otu: Hyssopus officinalis– Nadir bir baharat daha. Lavantaya benzer, çalılıktır ancak yıl sonunda çiçeklenir. Biraz boşluk ister. Arılar çok sever.

Sarımsak Otu: Allium tuberosum– Yaprakları sarımsak tadındadır ve tüm yıl boyunca yapraklarını kesebilirsiniz. Eğer çiçeklenmesine izin verirseniz, yılın bu zamanında böcekler tarafından kaplanır.

Karabuğday: Fagopyrum esculentum- Yeşil gübre olarak kullanılmaktadır ancak çok güzel kalp şeklinde yaprakları ve böcekler arasında oldukça popüler olan beyaz çiçekleri vardır.

Kasımçiçeği: Glebionis segetum– Eskiden ekinlerin arasında yetiştirilirdi ancak günümüzde oldukça tahrip edildi. Büyük sarı bir papatyaya benzer ve yaz boyunca çiçek açar.

Hepimiz bir şekilde üzerimize düşeni yapıyoruz. Monmouth, Britanya’nın ilk arı şehri olarak adlandırıldı ve etkin bir şekilde pestisitlerin kullanımını azaltırken sokaklardaki kır çiçeklerinin sayısını arttırıyor. Böcek Yaşamı Arı Yolları adında ülke çapında biyokoridorları birbirine bağlamayı amaçlayan, biyoçeşitliliği arttıran bitki sınırları ve biçmeme kampanyaları ile Hackney’de polen taşıyıcıları koridorları oluşturmayı amaçlayan çok fazla proje bulunuyor. Bu koridolar yabani otların gelişmesini, herbisitlerin kullanımının azalmasını ve yaşam alanlarıyla biyoçeşitliliğin artmasını sağlıyor. Toplum böceklerin önemini her geçen gün daha çok anlayıp yardım etmek istiyor gibi görünüyor.

Yerel yazar Vicki Hird’in kitabı “Rebugging the Planet”, böceklerin marifetlerini, önemini ve içinde bulunduğumuz durumu betimliyor- böcek türünün %40’ı yok olma riski ile karşı karşıya- aynı zamanda bu yaklaşan yıkımı önlemek üzere neler yapabileceğimizi ve sadece kişisel olarak değil, aynı zamanda araziler üzerinde karar alan ve bu kararların uygulamasından sorumlu yetkilileri nasıl harekete geçireceğimizi dair bilgiler veriyor.

Tüm bireysel çabalarımız, ne kadar kıymetli olsa da büyük oyuncuları dahil etmediğimiz sürece bir işe yaramıyor. Asıl mücadele burada başlıyor çünkü esas zahmetli işi, odağı sermaye ya da insanın rahatına değil de doğanın yararına değiştirmek oluşturuyor.

Karabuğday © Kate Poland

Vicki Hird’ün verilerine göre, tarım emtia tüccarları (çiftçiler değil), küresel besin ticaretinin çoğunu kontrol eden altı şirketle endüstriyel besin zincirinin en güçlü şirketleri konumunda. 2017 yılında, 4 şirket kimyasal tarım maddesi satışlarının %70ini, 10 şirket ise suni gübrenin %50sinden fazlasını kontrol etti. Bu büyük kuruluşlar politikacıları lobilemek, üzerlerinde etki sahibi olmak ve arazilerin nasıl kullanıldığına dair karar vermek için çok fazla kaynağa sahipler.

Hackney’de çok fazla besin yetiştirmiyoruz ama pestisitlerin bize pazarlanma biçiminden ya da herbisitlerin sokaklarımızda nasıl kullanıldığından veya yeni yapılarla ne kadar yeşil alanın dahil edildiği ya da yok edildiğinden etkileniyoruz.

Şehir planlamacıların, mimarların ve müteahhitlerin de değişmesi gerekiyor 

Kosta Rika’da, herkesin iyiliği için doğayı öncelik hale getirerek şehir planlamacılarının arazilere olan bakış açılarını değiştirmeleri için gereken siyasi irade oluştu. Değişim gerçekleşti.

Hackney’de de değişim için gerekli siyasi irade var görünüyor; doğanın yararına büyük değişimler yapmayı isteyen konsey üyeleri ve ilgili birimlerde kişiler mevcut. Ancak, şehir planlamacılarının, mimarların ve müteahhitlerin de değişmesi gerekiyor. Acaba onlar da bir günlüğüne mavi baştankara olmaya hazırlar mı?

Kasımçiçeği / © Kate Poland

5846 sayılı Fikir ve Sanat Eserleri Kanunu’na göre blog yazılarının izinsiz alınıp kullanılması yasaktır. 

Bu yazı Ekim 2021 tarihinde, Hackney Citizen gazetesinin 147. sayısında yayımlanmış, 

Kate Poland’ın bilgisi dahilinde Evimizdeki Botanik için uyarlanmıştır.

Kaydol
Bildir
0 Yorum
Inline Feedbacks
Tüm yorumları görüntüle
Diğer yazılarımızı okudunuz mu?

Bir Kuş Olsam

Şanslıyım; yaşadığım kalabalık şehrin içinde kuş seslerini yakından duyabiliyorum, balkonumdan uzansam kondukları bir ağacın dallarına bile dokunabiliyorum. Ben de onlar...

Devamını okuyun
0
Görüşlerinizi duymak güzel olur, yorum yazınx
()
x
Web Sitesinde
çerezler kullanılmaktadır.

Kabul et butonuna tıkladığınızda,
kullanıcı deneyimini geliştirmek & web sitesinin daha verimli çalışmasına katkı sağlamak adına
trafik bilgilerinizi paylaşmış olacaksınız.